Özel yetenekli çocuklarda özmutluluk, içmotivasyon gereksiniminde; itici güç olarak,”ödül”görevi görür .

Özel yetenekli çocuklarda;normal çocuklara göre  motivasyon beslenme kaynakları gereksinimi,aile ve eğitim ortamlarında daha belirgin olarak hissedilir.

Normal kabul ettiğimiz düzeyde ,her bireyde gözlenilebilecek yeteneklerin dışa vurumunda;aile ve okul ortamları çocuğu zorlanmadan yönlendirebilir;

Çünkü, normal düzeyde her bireyde eşit olarak var olabilecek normal bir yeteneğin ortaya çıkarılması ve desteklenmesinde;  çocuğun çevresinde bulunan başta aile ve öğretmenleri bu bilindik durum için hazırlıklıdırlar.

Aile ve eğitim öğretim ortamları,kendi bilgi-deneyim ve tecrübeleri ile çocuğa yeterli olarak yol gösterici olabilirler .

Bu durumda, normal çocukların özmutluluk kaynaklarının tespiti ve çocuğa uygun ortamların sağlanması da kolaylaşacaktır.

Her normal çocuk, okuma yazma öğrenebilir, gündelik iş ve diğer sosyal veya bireysel ihtiyaçlarını karşılayabilir, oyunlara uyum gösterebilir bir  düzeyde hazırbulunuşluk ve beceri ile doğar.

Böylece, yetenek gelişim düzeyleri ve buna bağlı olarak;diğer fizyolojik gelişimleri normal seyreden bir çocuk,

ona sağlanabilecek normal beklentilerinin aile-sosyal çevre ve eğitim öğretim ortamlarında var olması ile, kendi özmutluluğunu yakalayabilecektir.

Çünkü beklentileri ve normal yeteneklerinin ortaya çıkarılması, beslenmesi ve  geliştirilmesinde; bulunduğu çevre hazırlıklı ve deneyimlidir.

Bu durum; özel yetenekler hakkında, bilimsel bilgi-deneyim ve teknolojik ilerlemeler sonucunda elde edilen kazanım ve birikimler  ile; günümüzde artık, özel yetenekli çocuklar için de geçerlidir diyebiliriz.

Öyleki;yaşam koşulları içerisinde,bilgi deneyim ve tecrübeleri ile en baştan günümüze dek alışılagelmiş olay ve durumlar karşısında,ne yapması gerektiğini bilen insan;

artık bu bilindik yetenekler hakkında da bilgi sahibidir ve kendisini aşama aşama geliştirerek yeteneklerin düzeylerini ve eğitim öğretim aşamalarını da artık belirlemiştir.

Eski çağlarda,üstün yetenek olarak kabul edilebilecek birçok insan beceri ve davranışları, ilerleyen zaman-teknoloji-bilgi-tecrübe-eğitim öğretim ve bunların sağladığı çeşitli katkılarla normalleşmiş ve sıradan bir durum haline gelmiştir.

İnsan, birikim ve deneyimleri ile çağsal gelişmişlik ile de kendi beceri ve davranış düzeylerini kendine alıştırmış ve normalleştirmiştir.

Bu durumda;

normal düzeyde seyreden yetenekler ve alt yapısı oluşturulmuş özel yetenekler için ortam ve şartlar artık hazırdır ve böyle çocuklarda “özmutluluk”beslenme kaynakları da artık belirlenmiştir,diyebiliriz.

 Özmutlulukta Yeteneğin Önemliliği, Çocuklarda Değişkenliği

Ve

Yeteneğin Çağsal Etkileşim İle Değişim ve Gelişimi

Yetenek , her çocuk için kendini ifade etmede bir araç olmasının yanında; aynı zamanda çocuğun içmotivasyonunu sağlamasında iticigüç görevi gören “özmutluluk ” beslenme kaynağıdır.

İçmotivasyon sağlamada iticigüç görevinde olan özmutluluk beslenme kaynakları, normal çocuklarda ve özel yetenekli çocuklarda farklılıklar gösterir.

Bu farklılıkların ortaya çıkarılması ise , yeteneklerin keşfi ve geliştirilmesi noktasında;

çocuğun bulunduğu ortamların,”bilgi-deneyim-çağsal etkileşim-yetenek hazırbulunuşluğu”  gibi bakımlardan donanımlı oluşlarına bağlıdır.

Günümüzde normal kabul edilebilecek düzeyde yetenekli çocuklar ve gelişmişlik etkileri ile eğitsel alt yapısı oluşturulmuş bilindik özel yetenekli çocuklar için,”özmutluluk”sağlayıcı kaynakların belirlenmesi,

günümüz yaşam koşulları ve ilerleyen çağsal kazanımlar ile ortaya çıkan veya çıkmakta olan özel yeteneklerin,”özmutluluk” kaynaklarının belirlenmesinden daha kolay olacaktır.

Örneğin, normal bir çocuğun veya resim-müzik gibi verileri belirgin ve testleri belirlenmiş alanlarda özel yetenekli bir çocuğun, yeteneğini ifadesi ve aile, eğitim öğretim ortamlarında keşfedilmesi;

ortamların, çağsal bilgi-deneyim -tecrübe-teknolojik ilerleme- materyal- her tür  gereksinim ve bunlara bağlı altyapının hazırlıklı olması sebebiyle, aileyi veya eğitim öğretim ortamları sorumlulularını  zorlamayacaktır .

“Şartlar ve ortam bu normal veya bilindik özel yetenek için deneyimli ve hazırlıklıdır.”

Bu yetenekler için hazırlıklı olan ortamlar , sürekli-dinamik bir hızla değişen çağ ve onun etkileşimi-değişimi-gelişimi ile;

ortaya çıkan birçok  “yeni yetenekler veya temel bir özel yetenekten spesifikleşen parçalı-uçlu diyebileceğim bazı özel alan yetenekler için” yeterince  alt  yapılı  değildir.

Netleştirmek için,örneklendirmek gerekirse;

Dil alanı özel yetenekli bir çocuğu tanılamak için , ülkemizde özel alan testleri şuanda mevcut değildir.

Uygulanan özel yetenek tarama testleri, daha ziyade çocukları birkaç temel alanda özel yetenek taraması biçimindedir.

Bu temel alanlar ise , özellikle genel yetenek kısmı için;

alanları genelleme yoluyla belirlenmiş bir gurup tarama testi ve bilgiyi sorgulayan bireysel tarama testini  içeren klasik tarzda, görsel ve metin okumaya, sayısal geometrik şekil okumaya dayalı ve bazı temel alanlarda bir bilgiyi sorgulayan yaklaşım ile genel zihinsel alan başlığında belirlenmiştir.

Testin özellikle görsel okumaya ve bilgiyi öğrenmeye çalışan bir yaklaşımda oluşu ve görsel okumanın pratikliği, ilerleyen çağsal etkileşim ile de çocukların, bu uygulama testlerindeki soru ve yaklaşım biçimine olan  deneyimliliği, bilgiye ulaşmanın kolaylığı ile testin  kolay çözülebilir olmasına neden olmuş ve testlerin ayrıştırıcı özelliğini azaltmıştır.

Bu vurguladığım nedenlerden dolayı,özel yetenekli çocukları belirlemede;bu uygulanan gurup tarama ve bireysel tarama testlerinin,özel yetenek ayrıştırıcılığı ve güvenirliği vs. Gibi önemli özellikleri,taramada etkin biçimde yer alamamaktadır.

Ayrıca testlerin uygulama biçimleri ve zamanlama yönüyle de ayrıştırıcılık etkisi sönmüştür.

Bunun yerine , özel yetenekli bir çocuğu keşfetmede kullanılacak olan yaklaşım , en erken evreye çekilerek, ailenin çocuğu ilk bebeklik evresinde gözleme dayalı veriler biriktirmesi ve okul ortamları evresinde de eğitim öğretim kısmıyla aile ve eğitim paydaşlarının;

Çocuğu,gözleme dayalı , süreç odaklı, içsel dürtüler biçiminde , çocuğun kendisini arayışa sokarak ortaya koymaya çalıştığı yeteneğini fark etmeye , geliştirmeye , eğitmeye dayalı ;

Uzun soluklu test veya araçlarla belirlenebilecek “tanılama”tarama uygulamaları gerekmektedir.

Eğer yetenek ayrıştırmasını, sürece ve gözleme dayalı uygulamalar ile yapabilirsek , özellikle yeteneklerin , genel yaklaşımlar ile değil ;

özel spesifikleşmiş halde bulunan kısmıyla ilgilenmek ve keşfine uğraşmak , sonrasında uygun dönütlerle beslemek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Yani, daha spesifik özel alan yetenekleri ayrıştırıcı testler, özel yetenekleri belirlemede  uygun olacaktır.

Çünkü , genel yetenek alanında tanılanarak özel yetenekli diye ölçümleme yapılan birçok çocukta ,genel zihinsel alanlarda var olması beklenen özellikle ;

sözel alt alanları veya dil alanı kapsayıcı “dil yeteneği “olmadığı, kendi uygulamalarım -çıkarımlarım-yaklaşım biçimlerime rağmen deneyimlenmiştir.

Genel zihinsel alan özel yetenekli tanılanmış bir çocuk , özellikle alt alanlarda sürece ve gözleme dayalı  teste tabi tutularak yönlendirme yapılmalıdır.

Çünkü genel zihinsel alan adı altında özel yetenekli ifadesinin hangi özel alanları kapsadığı net olmamakla birlikte, bu genel alanlardan çocuğu özel alanlara yönlendirme kısmında da, alt yapı eksikliği nedeniyle uygulayıcılar ve aile bazı zorluklarla karşılaşmaktadır.

Ayrıca da , eğitim uygulamaları sırasında çocuk için genel yetenek ifadesi ve uygulama biçimiyle de ilgi ve yetenek alanı netleştitilmediği veya spesifik ayrım yapılmadığı için;

hem özel yetenekli hem de özel yetenekliliği bulunmadığı halde, tarama testleri ayrıştırıcı geçerliği hataları nedeniyle özel yetenekli kabul edilerek merkezlere yönlendirilen normal çocuklarda, zaman kaybı olmaktadır .

Bunun sonucunda;Özel yetenekli çocuk için, özelleştirilemeyen yetenekleri için,yetenekleri ile kendini ortaya koyamadığı için içmotivasyon eksikliğine bağlı “özmutluluk”yoksunluğu ;

Özel yetenekli olmadığı halde eğitim ortamında bulunan normal bir çocuk için de  ; normal yeteneklerini tanımlayamama , kendini normal yetenekleri ile ortaya koyamadığı ve çevrenin ondan yüksek beklentileri gibi nedenlerle içmotivasyon eksikliği kaynaklıözmutluluk eksikliği oluşturabilmektedir.

Genel ifadesi yerine yetenekler için , daha özelleştirilmiş alanlar belirlenerek , uygulama alanları ve tarama testleri belirlenmelidir.

Genel yetenekler dışında da , sanat veya spor dallarında henüz yönlendirmesi yapılabilecek uygun tarama testlerinin olmayışı da , bu alanlarda yetenekli olan çocuklarda burada bahsedilen “özmutluluk “içmotivasyon ” iticigüç yönüyle eksik kalmıştır.

Bunun yanında çağsal etkileşim ile,  genel çizgi ile belirlenmiş özel yetenekler,kendi içinde de spesifikleşmiş, yepyeni özel yetenek tanımlamasına ihtiyaç hissedilmeye başlanmıştır.

Yukarıda örnek verdiğim dil özel yeteneği ve diğer alanlarda birçok yetenek bu duruma örnek verilebilir.

Aynı zamanda bu yeni özel yetenekli çocuklar  için, günümüzdeki bu şartlar ve ortamlar;

insan gerçeğinde ülke veya dünyanın,

başta, politik-siyasi-kültürel-sosyolojik kırılmaları sonucunda, maddeci – somut düşünen yapısı ile senkronize olamaması ile düşündürücü-kaygı verici bir hal almaktadır .

Diğer tataftan da,bu özel yeteneklerin ve yetenekli çocukların, eskiye oranla  farklılıkları ve üst düzey oluşları;

ya da bilinmeyen ilk olanları  için;

ortamlar, yetersiz hale gelmiş olabilmekte veya spesifik bazı durumlar nedeniyle,üstün yetenekli / özel yetenekli /üstün zekalı çocuklarda,

“bilinmedik kaygı yüksekliği , motivasyon eksikliği , kendini doğru ifade edememe, konsantrasyon eksikliği, sosyal uyumsuzluk , içe dönüklük, şartlara ve ortama uyumsuzluk , akademik başarısızlık, …vs ekleyebileceğimiz ve en çok da “özmutluluk “beslenme kaynaklarının belirlenememesi gibi, oldukça fazla kaygı verici sorunlar ortaya çıkabilmektedir.”

Bu ortaya çıkan sorunların nedenleri incelendiğinde;

en sağlam veri kabul edebileceğim durumların başında, yukarıda ortaya koyduğum senkronize eksikliği yüzünden ;

çocukların özel yeteneklerinin erken keşfinin sağlanamaması, uygun dönütlerle beslenememesi, çocuğun kendini ifade edebilmesi için uygun ortamların oluşturulamaması, aile ve eğitim öğretim ortamları pozisyonunda bulunanların  konuya vakıf olamaması,çevrenin ve sosyal ortamların bilinçsiz tutum-davranış ve yaklaşımları, sosyo-ekonomik kültürel yapının  kalıpsalcı -tabakalaşmış değişmeyen yüzü , eğitim politikaları, ülke şartları gibi başlıklar sayılabilir.

Normalin üzerinde , akranlarına göre bir veya birkaç özel alanda yetenekli olan bir çocuğu öncelikle tanılamak , fark etmek en doğru ifade ile keşfetmenin ;

hem aile , hem de okul ortamları paydaşları için daha fazla dikkat, önbilgi, deneyim ve sorumluluk ve en çok da çağ ile senkronize gerektiren bir durum olduğu-tüm yukarıda sayılan sorunların bertarafı ile- mümkün olabileceği ve önemliliği vurgulanmalıdır.

Bu çerçevede ortaya koyduğum çıkarımlar ve sorunları, tek tek inceleyerek özel yeteneklilerde “özmutluluk” gereksinimi ve halihazırda burada ele aldığım – onların kendi öz mutluluklarını sağlayamama – sorunlarını ortadan kaldırıcı bir yaklaşımın sergilenmesi için;

öncelikle sorunların tanımlanması , kabul edilmesi ve çözüm önerileri ile bu konuya yön verilmelidir.

Aksi halde, özel yetenekli bireyleri ve onların ortama kattıklarını ihmal etmiş oluruz.

Öncelikle özmutluluk kavramını tanımlayarak ve gerekliliğini vurgulayarak başlamak gerekmektedir.

İnsanda Özmutluluk Ve Yetenek Etkileşimi

Her bir insanın, hayatını sürdürmesi ve yaşamında  kendi ihtiyaçlar hiyerarşisi içinde çokça vurgulanmasa da;en temel olanı,kendi özmutluluk gereksinimidir.

İnsan, yaptığı ve yapmakta olduğu birçok bireysel ve sosyal işlerde, günyüzüne çıkarmasa da;

aslında kendi içsel mutluluğunu-özmutluluğunu hedef koyar.

“Bunu belki de insanın içsel motivasyonu için bir itici güç olarak düşünmeliyiz.”

Aile ve eğitim öğretim ortamlarında  “ödül” mekanizmasını tartışırken;

çocukların motivasyonunda itici güç vazifesi için, belki de öne çıkarılarak beslenmesi de gereken bir ödüldür aslında “özmutluluk.”

Özel yetenekliler ile normal bireylerin en can alıcı “iticigüç-içmotivasyon” farklılığını da belirleyen “ödül ” mekanizmasının, doğru işletilmesi gerekliliği öne çıkarılmalıdır.

Özmutluluk sağlayıcı etkenler; normal bireylerde daha çok dışsal veya normal kabul edilebilecek sıradan somut ödül veya sonuç kazandırıcı durumlar olurken ,

özel yeteneklilerde ,daha çok içsel kazanımlar ve süreç odaklı içsel doyum elde etme olarak öne çıkar .

Bu iki ayrımı netleştirmek için örneklendirmek gerekirse ,

Normal bir bireyin özmutluluğunu arayışları ve elde etmek için ortaya koyduğu davranış ve tutumlar,en çok günlük yaşayıştaki sonuç odaklı dışsal  beklentileri ve somut ödül kazanımları ile sınırlı olurken;

özel yetenekli bir bireyin özmutluluk arayışı, en çok kendisini, tüm davranış ve tutumları ile özdeş olmuş olan yeteneklerini ifadesi ve sonucunda ifade ettiği şeyin , kendini ne kadar ortaya çıkarabildiği ile ilintili olur.

Somut bir örnek:

Gerçekten zeki ve özel yetenekli bir çocuk, katıldığı ortamlarda;

kendini ifade ederken, eline geçecek olan somut bir sonuç/kazanım ile ilgilenmez.

Daha çok kendi yeteneklerini tam olarak gösterip göstermediği ile ilgilenir.

Daha net bir ifadeyle,

“Özel yetenekli bir çocuk, herhangi bir ortama katıldıldığında; katıldığı ortamda kendini ne kadar ifade edebilmiş ve yapabileceğinin ne kadarını yapmıştır ?”kısmıyla ilgilenir.

“Örneğin, bir yarışmadadır  ve 1.olmuştur. ”

Yarışmanın sonunda aldığı ödülden çok, yarışma sırasında gösterdiği performansta, kendini  ne kadar ortaya koyup koymadığı onu motive eder .

Veya yarışmada derece alamadığını düşünelim: Bu durumda da , somut ödülü kaybetmesinden  çok;

kendi yeteneğini tam olarak gösteremediği için mutsuz olur.”

“Çünkü özel yetenekli çocukların özmutluluk kaynakları ,tamamen içsel kendi oluşturdukları itici güç görevindeki içmotivasyon sağlayıcı “kendilerini yeterince ifade etmeye dayalı” yetenekleridir. ”

Özel yetenekli bir birey daha ilk çocukluk yıllarından itibaren, kendi yeteneklerini ifade etmek için , kendince çeşitli yollar bulur.

“Aile ve okul ortamlarının çocuğu fark edip, onu yetenekleriyle kabul etmesi bile ve geliştirmesi için çaba sarfediyor olması; özel yetenekliler için, özmutluluk sağlayıcı en büyük ödüldür.”

Günümüzde sıkça tartışılan , eski yıllara oranla ailelerin ve eğitim ortamlarının,”çocukları neden bir türlü mutlu edemedikleri “sebepleri araştırılırken, bana göre yapılan en önemli yanlış;

konunun muhataplarının, günümüzde yukarıda bahsettiğim yeni durumları ve değişikliğe uğrayan, yetenek anlamlamdırmasını, yapamamalarıdır.

Bundan 40/50 yıl önceki ödül mekanizması ile hareket eden bir aile veya eğitim ortamı sorumlulularının, her şeyden önce gözden kaçırdıkları şey bana göre , özmutluluk itici güç gerçeğini görememe ve ödül mekanizmasını yanlış işletmeleridir.

“Özmutluluk, her birey için en önemli itici güç görevi gören ödüldür.”

Bir çocuğun,farklılıklarını  ve yeteneklerini doğru tespit edemeden çıkılmış her eğitim yaklaşımı;

çocuklarda “özmutluluk” sağlayamama riskini de beraberinde getirerek, bu konudaki kaygılarımızı arttırmalıdır.

Örneğin, günümüzde her şeye ulaşmanın çok kolay olduğunu fark etmiş veya

bu ulaşılabilirlik, somut anlamda da yaşam biçiminde canlı canlı yer alan  çocuklarının, mutsuzluğundan yakınan ailelerin gözden kaçırdığı en temel sorun;

çocuğunu, yetenekleri ile tanıyamamaması ve ona özmutluluk sağlayıcı ortamları oluşturamamasıdır .

“Bir çocuk için, en önemli şey ona somut kolay ulaşılabilir seyleri sağlamaktan çok,  ailenin onu iyi tanımış,isteklerini-beklentilerini tespit etmiş olması ile yeteneklerini fark ederek ona doğru ortamları sağlamış olmasıdır.”

40 / 50 yıl önce bir oyuncağı elde edince mutlu olan bir çocuğun veya bilinçsizlik nedeniyle, yeterince ilgi gösterilmeyen ortamda yetişen bir çocuğun;

özmutluluk kaynağı, zorlukla elde edilen somut gereksinimler veya ilgi iken,  bunların kolayca elde edildiği günümüzde doğmuş bir çocuğun özmutluluk kaynağının aynı olmasını beklemek;

yaşanılan ortamın çağsal ve sosyolojik değişimlerini fark edemememiş olmaktan kaynaklanır.

Diğer taraftan da, o dönem çocuğunun en iyi özmutluluk sağlayıcı kaynağı;

o günün şartları ile kendi yeteneklerini ifade etmede kullanabilecekleri – oyuncak araba , oyuncak bebek veya minicik bir ilgi …vs .iken ;

günümüzde yapay zeka tartışmalarına tanık olmuş veya o teknolojinin birçok ürünü ile tanışmış olan ve bilinçli veya bilinçsizce  gösterilen aşırı ilgili aile ortamında  yetişen bir çocuğun,

özmutluluk kaynağı, aşırı ilgi yerine ;sadece sevgi ve bugünün şartlarındaki teknolojik ürünler ile yeteneklerini ifade etmektir.

Yukarıda başlarda vurguladığım,  ilerleyen zaman ile eşdeğer değişen insanın gelişmişlik düzeyi , yetenekler için de vurgulanmalıdır .

50/ 100 yıl öncesi yetenek olarak kabul edilebilecek herhangi bir özellik , ilerleyen gelişmişlik  paralelinde herkesin yapabileceği sıradan bir yetenek halini almışken;

günümüzde , bir bireyin kendi yeteneklerini ifade edişi ve onun sonuçsal kazanımları ile özmutluluk sağlayıcılığı aynı kabul edilerek sergilenen her yaklaşım ,

özel yetenekli bireylerde özmutluluğunu sağlayamamış olmak gibi büyük bir sorunu da ortaya çıkarmaktadır.

Bu noktada, yeteneklerle ilgili yapılacak tanılama testleri dahil ;

özel yeteneklere ve özel yetenekli çocuklara belirlenecek olan tüm yaklaşım biçimlerinin de yeniden ayrıştırılarak belirlenmesi ve doğru bir alt yapı -zeminsel hazırlık başta olmak üzre , yeniden yapılandırılarak;

kendini geliştiren , dinamik bir yapıda güncellenerek sistemli hale getirilmelidir.

Öyleki, bundan çok değil ; 10 / 15 yıl önce bilgisayar kullanabilen bir birey yetenekli kabul edilirken , günümüzde hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler ile;

bu yetenek anlamlandırması sıradanlaşmış, yapay zeka kurgulu robotları kullanıp , programlama , geliştirme konusunda mekanik alanda özel yetenekli bireylerin gereksinimi ön plana çıkmıştır.

Yetenekler, doğuştan getirilen bir özellik olmasına rağmen; günümüz teknolojik gelişmeleri paraleli doğrultusunda ortaya çıkmışu  her durum;

bireylerde, temel yetenekler doğrultusunda spesifik yeteneklerin belirlenmesi, tanılama araçlarının güncellenmesi, eğitim öğretim metotlarının yeniden düzenlenmesi gibi gerekçeleri de beraberinde getirerek;

özel yetenekli çocuklarda “özmutluluk” gereksinimi ve özmutluluk kaynaklarının da yeniden netleştitilmesini  öne çıkarmıştır.

Yani her geçen yıl , özel yetenekli bireylerin özmutluluk beslenme kaynakları da ilerleyen çağsal gelişmeler ile farklılık,  değişkenlik ve yenilikler ortaya çıkarmıştır.

Yeteneklerin doğuştan getirildiği dikkate alınarak; yetenekler, spesifikleştirilerek çağsal senkronize ile bu çocuklarda özmutluluk kaynakları gereksinimi sebebiyle  yeniden belirlenmelidir.

İçsel motivasyon özel yeteneklilerde normal bireylere göre daha gerekli bir itici güç olarak öne çıkarılmalıdır.

Bunun sağlanabilmesi de;

özmutluluk kaynaklarının, bu çocuklarda dış etkenlerden ziyade , içsel daha çok çocuğun  duygularının kontrolünde olduğu bilinci ile, yeteneklerinin keşfi gelişimi ve ifadesi ile mümkün olacaktır.

Bu yukarıda ortaya koyduğum veriler ve kendi deneyim ve çıkarımlarım doğrultusunda , yaptığım analizlerde;

ülkemizde, özel yetenekli bireyler için şuana kadar elde edilmiş kazanımlar yetersiz olmakla birlikte, bu çocukların aileleri başta olmak üzre eğitim öğretim ortamlarının konuya ilgileri gün geçtikçe artmaktadır.

Özellikle Bilsemler, bu çocukların eğitim öğretim noktasında öne çıkarılmalı ve desteklenmelidir.

Çünkü Bilsem’de eğitim alan özel yetenekli bir çocuk, özel yetenekli olmasına rağmen;

bu ortamdan faydalanmayan özel yetenekli çocuklara göre ;

Özmutluluk kaynakları bakımından daha şanslı ve farkındalık düzeyi daha yüksektir.

Özellikle vurgulamakta yarar görüyorum ki , normal okullarda elde etiğim deneyimler ile Bilsem’de elde ettiğim deneyim ve çıkarımlara baktığımda;

Bilsem’de eğitim alan çocuklar, yoğun bir tempoda (normal okul+Bilsem) etkinlik yapmalarına rağmen, diğer okullarda ortaya çıkan disiplin problemleri veya diğer “özmutluluk”yetersizliği nedeniyle çocuklarda görülebilecek diğer sorunlar bakımından oldukça iyi bir mesafe aralığındalar.

Bunun sebeplerini düşündüğümüzde , Bilsem’de yetenekleri ile keşfedilip geldiklerinin farkında olmaları bile , onlarda yüksek bir “özmutluluk”sağlayıcı itici güç -içmotivasyon kaynağı olarak gözümüze çarpmaktadır.

Bunun yanında, yapılabilecek yeni düzenlemeler ve Bilsem’de özellikle  eğitim öğretim zamanlaması ( tam zamanlı +müfredat destekli+Özel alan eğitimi) ve diğer koşulların iyileştirilmesi ile;

özel yetenekli çocuklarda ortaya çıkan yukarıda bahsettiğim;

yüksek kaygı bozukluğu , konsantre eksikliği, dikkat yetersizliği, akademik  başarısızlık, toplumsal uyumsuzluk, kendini ifade edememe, kendini kabulde yetersiz hissetme…vs. ve en önemli gördüğüm kendi yeteneklerini ifade edememeye dayalı “özmutluluk” eksikliği ortadan kalkacaktır.

Toplumsal etkileşim ile de sadece  özel yeteneklilerde değil, normal bireylerde de temel ihtiyaç olan “özmutluluk ” sağlanmış olacaktır.

;çünkü sadece özel yeteneklilerde değil, her insan için , yaşamda en önemli itici güç görevi gören -kendini  ve yeteneklerini  ifadeye dayalı- içsel motivasyon sağlayıcı,”ödül” görevinde muazzam bir güçtür “Özmutluluk.”

 

7

Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: