Her Çocuk Özeldir

Her bir çocuk, birbirinin rakibi değil farklılığıdır.
Rekabetçi eğitim öğretim ortamları, çocuğun kişisel ve psikolojik gelişimine zarar verir.

Her bir insan birbiriyle kıyaslanamayacak kadar farklı ve özeldir.

Yarıştırma Mantığı

Eğitim ortamlarında sıkça başvurulan bu bilimsel temeli olmayan yarışmavari tüm yaklaşımlar bilmeden çocuğu bireysel özelliklerinden uzaklaştırır .

Diğeri gibi olma çabasına sokar , zaman içinde sıradan herkes gibi olan biri olur , bütün kendine has yeteneklerini de kaybetmiş olur.

Birlik beraberlik duygusu yerine ayrıştırıcılık aşılar .Yanında olan arkadaşını bir anda karşısında rakibi gibi görünce , ona karşı kendi içinde kıskançlık , ondan uzaklaşma , onunla ilgili kötü duygular besleme ; ya da onun gibi davranışlar sergileme tutumuna girer.
Kişisel gelişim evresini henüz tamamlamadığı için ” kaybetmeyi öğrensin ” yaklaşımını anlamakta güçlük çeker.

O yaşlarda bir çocuk için yenilgi duygusunun erken yaşta hayatına girmesi; çocukta özgüven zedeleyici, kıskançlık gibi kişisel psikolojik gelişime zarar veren birçok yanlış sonuçları beraberinde getirir.

Diğer taraftan bu yaklaşım , bir diğer çocuğu da bir tür üstünlük taslama ,veya karşısındakinin eksikliğinden ( aslında farklılıktır ama üstünlük yönü öne çıkarılan çocuk için eksiklik gibi algılanır) çıkar sağlamayı motive eder.
Yani farklı olanı eksik görme algısı oluşturur. Farklılık eksiklik değildir diğeri gibi olmama özgün olma durumudur .

Özgünlüğü ortaya çıkarılan ve geliştirilen çocuk ise rekabet ihtiyacı hissetmez.
Bilir ki insanın en güçlü rakibi kendisidir.
Karşısındakinden ziyade kendini rakip görme anlayışı iyi beslenen çocuk , hep daha iyisini yapmak ister .Rekabet duygusu beslenen çocuk ise kendini geliştirmek yerine hep karşısındakini geçmeyi , yenmeyi hedef koyar.

Bu tutum çocuğun kişisel gelişimine zarar verir ve sekteye uğratır , çocuğu özgünlükten uzaklaştırır ,  başkası gibi olma çabasına sokar.
Yarışmavari bir yaklaşım yerine , her birinin farklı özel yanlarını /yetenekerini besleyici tutumlar eğitim ortamları için daha doğru olur.

Yetenek Geliştiricilik

Herkes her konuda yetenekli olmak zorunda değildir çünkü , yarışma ile “her  konuda en iyi kim?”  yaklaşımına bürünmüş  eğitim tavrı,her çocuktan o yarıştırılan kategoride yetenek beklemektir.

Arkadaşı ile yarıştığını hissettirerek yapılan eğitim yaklaşımında yenilgiye uğradığını düşünen çocuk ,kendini yetersiz hisseder ve içe dönük  veya hırçın tavırlar sergiler.
Oysa kendisinin de başka alanlarda birçok yeteneği olabilir.
Fakat yanlış eğitim ortamına maruz kaldığı için yetenekleri ortaya çıkarıp beslemek yerine köreltilmiş olacaktır.

Her konuda akranlarıyla yarıştırmak yerine her bir çocuğu kendi yeteneklerini ortaya çıkarıcı bir tutum ile beslemek daha doğru bir eğitim yaklaşımı olacaktır.

Kaybetme Öğretisi Bir Eğitim Yaklaşımı Olamaz

Bu konuyla ilgili bulunduğum tartışma eğitim ortamlarında sıkça savunulan görüş ise ” insan yenilgiyi / kaybetmeyi de öğrenmelidir ” biçimindedir.
Bu da en az rekabetçi eğitim anlayışını benimsemek kadar çocuğa zarar verici bir yaklaşımdır.

Yapabilme , başarma duygusu değil de kaybetme , yetersiz hissetme vs. .duygularını çocuğun hayatına neden erken yaşlarda sokmaya çalışıyoruz ?

Bu eğitim tavrı anlamsız ve faydasız bulduğum bir eğitim yaklaşımdır .Çocuğu bir tür kötüye adapte etme , bir tür kötüye hazırlama mantığıdır.
Bir bakıma çocuğa şunu sessizce fısıldamaktır : Gelecekte , hayatında hep kaybedeceksin , buna hazırlan !
Bir tür alıştırma adaptasyon , ama başarısızlığa…

Onun yerine çocuğun kendi  özgünlüğünü besleyici bir yaklaşım ve başarıya en önemlisi de kendi farklılığının farkında olmaya hazırlamak daha doğru bir eğitim ilkesi olacaktır.

Elbette insan her konuda başarılı olmak zorunda değildir .Fakat çocuğa başarısız olduğu alanları öne çıkarıcı bir tutumla bunu kavratmaya çalışmak ve hayatta kaybetmek de var empozesini de akranlarıyla yarıştırarak vurgulamak son derece marazî bir bakış açısıdır.

Bu öğretiyi akranlarıyla yarıştırmak suretiyle değil; onun kendi yeteneklerinin farkında olmasını sağlayarak kendi öz değerlerini öne çıkarıcı çalışmalarla besleyerek sağlamak daha doğru olacaktır.

Çocuk böylece kaybettikleriyle ilgilenmek yerine neleri yapabileceğini sorgulayacak , kendi yeteneklerinin arayışına geçecektir.Kendini fark edecek var olan yeteneklerini geliştirici yönlere ilgi duyacaktır.
Bu yaklaşım ile çocuk aynı zamanda  karşısındaki akranının yeteneklerini kendinde var etmeye ihtiyaç hissetmeden kendi yetenekleri ile mutlu olmayı da öğrenmiş olacaktır.

Akranının yetenekleri ile baş etmeye uğraştırmaktır çünkü yarışma eğitim tavrı .
Onun yerine kendi yeteneklerini öne çıkarmasını sağlayarak çocukta özdeğerlilik hissi , kendini sevme , kendi yeteneklerini fark eden ve geliştiren , kendini seven , özmutluluğu yakalamış özgüvenli olabilme durumlarını gerçekleştirmiş oluruz.

Bu tavırdaki eğitim öğretim yaklaşımı,çocukları sosyal ve akademik ortamlarda hem kişisel gelişimini tamamlamış yetenekleri ile var olan kendini en büyük rakip görerek sürekli geliştirmeyi hedefler olmayı ;hem de psikolojik açıdan da sağlıklı bir birey olabilmeyi sağlamış olacaktır.

Yarıştırarak arkadaşından daha iyi yaparsın empozesi yerine , çocuğu kendi ile yarıştırma yaklaşımı olan ; “sen bunu yaparsın , sen bunu bir önceki denemene göre daha iyi yaparsın veya sen en iyi neyi yaparsın “gibi açılımlarla desteklemek daha doğru olacaktır.
Kaybetmeyi erken öğrenme, çocuğa fayda değil zarar verir çünkü .

Veya kendi iç yetenek beslemesini sağlamak yerine bir başkasını geçme güdüsü öne çıkar.
En çok da çocukta olumsuz bir bakış açısı oluşturacağı için (kaybetme duygusu) özmutluluğunu zedeleyerek umutsuzluğa sürükleyecektir.

Çocukları akranlarına rakip değil, akranlarından farklı olduğunu empoze ederek yetiştirmek en doğru yaklaşım olacaktır.

Eğitim psikolojisi der ki ; her çocuk özeldir.

Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: