Hayat Bir Masal Olsa

Bloğuma Masal kategorisi eklemek, sadece dedemden mütevellid bir fikirdir.Çünkü Masal demek,benim icin çocukluğum ve dedem demektir.
Çocukluğa  dair anılar ,yaşanmışlıklar insanın yasami boyunca peşinden gelen bir gölge gibidir. Nasıl ki gölge, günün belli saatlerinde farklı açılardan önümüze -arkamıza, yanımıza -yönümüze devamlı şekil değiştirerek düşerse, çocukluk da bunun gibi yaşamımız boyunca bizi bırakmaz.Okuduğum bir kitapta -Özgürlük ve Kader – insanı ele alan yazar Rollo May , “Dereler akabilmek için bir yatağa, ruhlar özgürlüğü yaşamak için kadere ihtiyaç duyar.” Diyordu .Bu söz yazarın, bu konudaki fikirlerinin en güçlü ifadesiydi kitapta.Kitabın tamamına yayılmış asıl fikir ise , insanın elinde olmayan ,seçimi ile değistiremedigi milli kimlik, doğduğu  coğrafya, ırk, Vs. ..gibi dogmaların, insan hayatı ve toplumların oluşmasındaki etkisi idi.Yazar ,hatta daha da ileri giderek ; özgürlük kavramını açıklarken, toplumun ve onun temel yapı taşı insanın ,kendi olmasının ve bütün kendine has dogmalarin ışığında kendi kimliği ile özdeş olarak ve bir nevî kendini her şeyiyle kabullenerek ;ancak gerçekten özgür olabileceğini savunuyordu.Bu fikrin temel unsurları toplum ve onu oluşturan insan ve insanın geçmişi ile barışık olması idi.Bir diğer deyimle, kendini bilmek ve kendin olmaktı. Kendin olabilmek bana göre bu konunun odak noktası. Ve birinci koşulu da cocukluğa sıkıca sarılmak. …
İşte çocukluk ve masal  muazzam bir bağ ile birbirine bağlanmış ana unsurdur insan hayatında. Hepimizin bir masalı ve bir de masal kahramanı vardır .Benim icin de masal demek Çocukluk ve  dedem demektir….
Çocukluğumda ondan masal dinlemek için can atardım. Öyle güzel anlatırdı ki uykuya dalmamak için yorgana sıkıca tutunurdum.Aslında o bizi uyutmak için anlatırdı ama, o anlattıkça her birimiz sanki masallardaki o olağanüstü  yaratıklara  dönüşürdük.Duvara ellerimizin gölgesi ile çizdiğimiz masal yaratıkları , birbirimizle gülüşmeler,  kikirdeşmeler….Anlayacagınız dedemi bazen çileden çıkarırdık .Aslında o bizi uyutmak için anlatıyordu sözde ;ama o yaşlarda ve birarada “neredeyse 5/ 6 cocuk “o  ànin keyfini kaçıramazdık. …
………
Çabucak gece olsun diye dualar eder,birbirimizle dünkü masaldaki kahramanı konuşur, “sen olsaydın ne yapardın ?”,Gerçekten bu devle karşılaşsan korkmaz miydin.?” Gibi sohbetler ederdik…
Biz diyorum çünkü , yazları bütün kuzenler okul kapanır kapanmaz dedemin evine coktan mitili atmış olurduk…
…..
Bir köy  evi tasavvur edin…
O köy evinin, yani dedemin evinin içinde  onun ve evdeki herkesin “Ataşlık”dedigi, kocaman bir şöminesi olan büyükçe bir odası  vardı.Dedem genellikle o odada yatardı.Biz kuzenler ise odalara dağilirdik.Fakat dedem, herzamanki gibi bizi tek tek kendince yakıştırığı  isimlerle, o büyük odaya cağırırdı.Zaten anlatmayı -konuşmayı çok severdi.Onu dinlerken, gözünüzün başka bir yere kayması imkânsızdı. Öyle güzel bakardı ki; sanki, içindeki insan sevgisi, o masmavi gözlerinden, gecenin karanlığında odayı aydınlatan şömineden çıkan ateşin ışıkları ile yansıyarak  mavi bir ışık gibi bize dogru  düşerdi.O Masal dedemdi benim ve koca yürekli bir Dev’di benim için…
……..
Uyku vakti gelince hepimiz yataklarımızı onun yattigi odaya tasırdık. Ne varsa etrafta  kapıp,  yorgan döşek;onun en yakınında konuşlanırdık…

O her gece başka bir masal anlatırdı.Önce bildiği masallar, sonra kendi deyimiyle uydurduklarını pesisıra dizelerdi….
Uyduruyorsa da o kadar güzel uyduruyordu ki, biz pürdikkat, masalın sonunu beklerdik.Oysa çok güzel kurguluyordu. Uydurmak denilebilir miydi o güzel şeye bilmiyorum. Öyleyse bütün masallar uydurmaktı benim için de…

…….
Biz  uyumadikça, kıkırdaşmamızın dozu arttıkça, arada  tonlama ve vurgularını arttırır ve  diğer masala

çoktan geçmiş olurdu…
Baktı olacağı yok, en sonunda kapanış masalı olan “Kurttan Yavuz Kurbağa “Masalına geçip bizi uyutmayı  başarırdı. Çünkü o masalda, kahramanımız  Kurttan Yavuz Kurbağa,gece evleri dolaşırmıs ve hâlâ uyumamış çocuklar varsa ,onları bir çırpıda yermiş. O yüzden dedemin bütün masalları , biz kolay uyumadığımız için O masalla biterdi….
……..Masallar çocukları uyutabilmek icin mi vardı ? Eğer cevap evetse bence Masal’a yüzyıllardır haksızlık yapılıyor….
…….
Her milletin kendine has bir masal kültürü mutlaka vardır.Masalın evrensel bir kültürde anılıyor olması, içinde barındırdığı  insanî değerlerin  evrensel oluşu.Toplumların masalları karşılaştırıldığında figürler ve motifler farklı olsa da içinde barındırdığı insanî değerler yönünden hepsinde evrensel izler görülür. Sanki birbirinden uzak ve bu zamanın iletişim teknolojisi çağından yoksun bir yığın insan aynı anda , dünyaya aynı şeyi haykırmıs gibidir.

Bütün masalların sonunda iyiler kazanır.

Hep kötülüklerle-kötülerlemücadele  edilir;masalda herkes hemfikirdir bu konuda ..

Ve mutlu son ?

Masallar, masallar, keşke hayat bir masal olsa…

Masal dedem benim, seni ve masallarını çoookkk özledim.???

Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: